Welcome to Prof. Dr. Gülsün Yay!

     Bölümler
· Ana Sayfa
· Bizi Onerin
· Eski Anketler
· Haber Arsivi
· Istatistikler
· Konular
· Linkler
· Ogrenci Sorulari
· Yayınlar-CV

     ANKET
Sizce 20.Yüzyılda İktisadı ve Reel Politikaları En Çok Belirleyen İktisatçı Kimdir?

J.M. Keynes
M. Friedman
P.Samuelson
K. Arrow
R. Coase
J.M. Buchanan
J. Hicks
F. A. Hayek
R. E. Lucas
J.E. Stiglitz
J.A. Schumpeter
R. Barro



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 1413
Yorum: 0

     M. FRIEDMAN
M. FRIEDMAN
(31 Tem 1912-16 Kas. 2006)




Otobiyografisi

1976 Nobel İktisat Ödülü
Tebliği
(Inflation and Unemloyment)




Milton Friedman'ın 
Kendi Sesinden
"On Libertarianism"


M. Friedman (1972):
"Money and Economic
Development"


29 Ocak 2007
Milton Friedman Günü


M.Friedman (1953)
"The Methodology of
Positive Economics"



Friedman'la İlgili
Online Kaynaklar


Friedman "On Limited
Government" ve çeşitli
Video Konuşmaları


C.H. Brunie
"My Friend Milton Friedman"

Publications

Tributes

G.Becker
"On Milton Friedman Ideas"


B.Doherty
""The Life and Times of
Milton Friedman"


     Gazeteler


AKŞAM

HÜRRİYET

MİLLİYET

RADİKAL

SABAH

VATAN

     LISANS BITIRME TEZI
Benimle Tez
Hazırlayacak
Öğrencilerin
Dikkatine:

LISANS BITIRME
TEZI YAZIMINDA
ŞEKİL ŞARTLARI

     OGRENCILERLE SOYLESI


 Turkiye Enflasyon Hedeflemeyi Ogrenemedi

Guncel Ekonomi

Enflasyonu kısa dönem için önemsemeyelim yaklaşımı, süreci hızla geriye döndürür. Bu da, orta/uzun dönemde daha yüksek enflasyon ve işsizliği geri getirir. Altı yıl boşa gider. Turgut Özal’ın ikinci döneminde de bu yaşanmıştı.

GÜLSÜN GÜRKAN YAY, Radikal 2 Eki, 11.5.2008  



Son 20 yıldır para politikalarına “iradi politikalara karşı kurallar” tartışması yön veriyor. Kurallar, bilginin tutarlı ve öngörülebilir bir biçimde kullanıldığı, tesadüfi değil sistematik bir karar alma sürecidir. Kurallar yoluyla, para politikasının yönetimini kişiler/hükümetlerden (siyasetten) bağımsızlaştırmak ve bilimsel/teknik bilgiye dayalı bir yapıya kavuşturmak amaçlanır. Enflasyon hedeflemede (EH), 1990’ların başından beri birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede uygulanan esnek bir kurallama politikasıdır. Enflasyona ilişkin ileriye dönük belli bir dönem için ön bir taahhüdü içerir ve taahhütlerden/hedeflerden sapılması halinde merkez bankasına (MB) bazı yaptırımlar yükler. EH, para politikasında teknik/mesleki bilgiyi, doğru tahmin ve gelişmiş tahmin modellerini, ekonominin işleyiş sürecini (aktarım kanallarını) çok iyi bilmeyi, bağımsız bir merkez bankasını, hükümetin maliye politikasının da bu politikayla uyumunu gerekli kılar.

Türkiye 2001 krizinden sonra yavaş yavaş önce örtülü olarak, 2006’dan beri de açık EH’ye geçmiş bulunuyor. Örtülü uygulama döneminde (2002-2005) gerçekleşen enflasyon, hedeflerin altında tutturuldu. Açık hedeflemenin başladığı 2006’da yüzde 5 olan hedef 9,6 olurken, 2007’de 4 olan hedef 8.4 olarak gerçekleşerek ciddi sapmalar gösterdi. Bu yılın başında MB 2009’a kadar hedefini hiç değiştirmeden dört olarak tutacağını ısrarla beyan etti. Nisan ayı rakamları ortaya çıktığında ise artık bu ısrarın manasızlığını anlamış bulunuyor. Bu sapmalarda dışsal arz şoklarının etkileri reddedilemez. Ancak EH’nin yeterince anlaşılıp iyi uygulandığı konusundaki kuşkular da hiç yabana atılamaz. MB aslında iyi niyetle uğraşıyor, ama kendisine güvenmediği için, kamu ve özel kesimden gelen baskı ve kararlara boyun eğiyor. Bu da başarısızlık durumunda kendisine kredibilite kaybı olarak geri dönüyor. 2006’dan beri süregelen uygulamalardaki hata ve eksikliklere dikkat çekmekte yarar var.Türkiye enflasyon hedeflemeyi öğrenemedi

Yanlışlar

İlk yanlış, 2006’dan itibaren MB’nin TÜFE’ye dayalı bir hedef saptaması ve hedef aralığını da oldukça geniş tutmasıdır. Pek çok ülke, arz şoklarını ve para politikasının yönetemediği faktörleri TÜFE’den düşen çekirdek enflasyona göre hedef belirliyor. MB, TÜFE’ye göre hedef saptadığı halde, hedefler gerçekleşmeyince bunu arz şoklarına bağlıyor ve ayrıca hesapladığı özel kapsamlı TÜFE göstergelerine (H endeksi) bakarak, aslında hedefleri tutturduğunu öne sürüyor. Bu durumda enflasyon hedefinin ne olduğu karışıp çapa olma özelliği ortadan kalkıyor. Burada saklı olan bir diğer hata da, arz şoklarının (petrol ve gıda fiyatlarının, ABD’deki dalganın) çapının algılanmasındaki/tahminindeki eksikliktir.

İkinci hata ise, özel kapsamlı TÜFE’ye göre hedeflerin tuttuğunu varsayıp 2007 Eylül’ünden itibaren kısa vadeli faiz oranlarını düşürmeye kalkışmak oldu. EH’de para politikasının en temel enstrümanı olan kısa vadeli faiz oranları, Taylor kuralı gereği, enflasyon ve üretim açıklarına bakılarak ayarlanır; ancak bu kurala göre asıl istenen amaç kısa vadeli faiz oranlarıyla uzun vadeli faiz oranını birbirine yaklaştırmaktır. Oysa kısa vadeli faizler düşürülürken, uzun dönemli faizler arttı. Burada MB’yi şaşırtan iki durum söz konusu: İlki, hem enflasyon açığının hem de üretim açığının birlikte ortaya çıkması, ki bu durumda faiz aracının nasıl kullanılacağı karmaşık bir hal alıyor. MB’nin enflasyon mu, büyüme mi, önceliğini iyi saptamış olması gerekir. MB’yi şaşırtan ikinci etken de, diğer iktisadi aktörlerden (kamu ve özel kesim) gelen faizin düşürülmesi yolundaki baskılardır. “ABD de düşürüyor, bizim de düşürmemiz gerekir” yönünde oluşan fikir korosu, MB’yi adeta zorlayarak bu karara itti. “Trende karşı koyamama ve fikirlerin bloke olması” sonucu idari kararlarla faiz oranlarını düşürmenin hatalı olduğu bugün gelinen noktada bariz olarak ortaya çıktı.

Üçüncü bir konu, EH’nin 2002-2007 arasında uygun bir uluslararası konjonktürde, dezenflasyon maliyetlerini hissetmeden büyümeyi de başararak gerçekleştirilmesi, MB’yi şartların hep böyle süreceği gibi tedbirsiz bir yaklaşıma itmiş görünüyor. Ülke ve dünya ekonomisinin mevcut durumu ve orta vadeli geleceği için çok daha isabetli tahmin, bilgi, algı ve sezgi gerekiyor. Ayrıca MB ekonominin transmisyon kanallarının işleyişine ilişkin bilgileri, modelleri kamuoyuyla paylaşmıyor, bu da eksik şeffaflık ve eksik teknik yeterlilik görüntüsü veriyor.

Yeni başlangıç

Görünen o ki, EH resmi hale geldiğinden beri ciddi şekilde tökezliyor. 2006 ve 2007 yılları kaybedildi ve Türkiye, yeterince düşürülememiş bir enflasyonla küresel dalgaya yakalandı. Uzayan dezenflasyon süreçleri daima daha sorunlu oluyor. Ayrıca, tek haneli enflasyonların düşürülmesi de daha zorludur. Bu tablo bizi EH’den cayılmalı mı, ne yapılmalı sorularına götürüyor. Bu süreçte sadece MB’ye değil bütün kesimlere iş düşüyor. Bir kere, faizleri düşürme korosu, şimdi de “ABD büyüme için enflasyondan taviz veriyor, biz de öyle yapalım” söylemini başlatıyor ki bu zamansız faiz düşürme politikası gibi hatalıdır. MB, enflasyon hedefini gerçekçi bir şekilde revize edip çekirdek enflasyonu hedefleyerek yeni bir başlangıç yapabilir. Başkan’ın çok yeni yaptığı açıklamada yıl sonunda enflasyon tahmininin 9.7 olacağı ifadesi yine pek gerçekçi görünmüyor. Enflasyonu kısa dönem için önemsemeyelim yaklaşımı, süreci hızla geriye döndürür. Bu da, altı yıldır yapılan fedakârlıkları boşa çıkarmakla kalmaz, orta/uzun dönemde daha yüksek enflasyon ve işsizliği geri getirir. Özal’ın ikinci döneminde de (1987-91) bu yaşanmıştı. 1929 krizini yaşamış ABD, durgunluktan her şeyden fazla korkuyor; ama enflasyon oranı en fazla yüzde 2,5-3’lerden yüzde 4,5’a çıkacaktır. Türkiye aynı konumda değil. Kaldı ki, ABD sadece duruma-uygun bir iradi politika (çıkış stratejisi) uygulayıp süreci iyi yönetirse uygun koşullarda hızla kurallarına geri dönecektir. İkincisi, hükümetin de, hedeflerin gerçekleşmemesinde katkısı var. Seçim ekonomisinin tahribatından sonra, son bir yıla yakındır ekonomiye ilişkin bir ataletin varlığı bertaraf edilip maliye politikalarının saptanacak olan yeni enflasyon hedefleriyle uyumlulaştırılması gerekiyor. Kamu harcamaları selektif olarak ele alınıp israftan kaçınılmalı, vergi reformu ayağı önem kazanmalıdır. (FDF hedefinin bu kadar gevşetilmesi MB’nin işini zorlaştıracaktır) Özel sektör, dövizle borçlanmadan faydalanmayı nasıl biliyorsa, risklerini hesaplamayı/yönetmeyi ve hatalarının bedeline katlanmayı da öğrenmelidir. MB ise, hem dünyadaki gelişmeleri hem de ülke ekonomisinin her kesimini dikkatle izleyip ve dinleyip ancak nihai kararları kendi vermeyi, teknik yapabilirliğini geliştirmeyi ve kendine güvenmeyi öğrenmelidir. Ekonomik sorunların büyük çoğunluğu iktisadi aktörlerin iyi yönetme eksikliği, ihtiyatsızlık ve öngörüsüzlüğünden kaynaklanır. Türkiye’nin de, dünyadaki genel ekonomi politikası kavramlarını çok iyi kavrayıp ekonomisine özgü sorunlara özgün çözümler üretme zamanı geldi.

GÜLSÜN GÜRKAN YAY: Prof. Dr., Yıldız Teknik Üni.




 
     İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Guncel Ekonomi
· Haber gönderen gulsunyay


En çok okunan haber: Guncel Ekonomi:
Sıcak Para Hormonlu Büyüme


     Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


     Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


İlgili Konular

Guncel Ekonomi

"Login" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun




Web site powered by PHP-Nuke

All logos and trademarks in this site are property of their respective owner. The comments are property of their posters, all the rest © 2005 by me.
You can syndicate our news using the file backend.php or ultramode.txt
PHP-Nuke Copyright © 2005 by Francisco Burzi. This is free software, and you may redistribute it under the GPL. PHP-Nuke comes with absolutely no warranty, for details, see the license.
Sayfa Üretimi: 0.02 Saniye