Welcome to Prof. Dr. Gülsün Yay!

     Bölümler
· Ana Sayfa
· Bizi Onerin
· Eski Anketler
· Haber Arsivi
· Istatistikler
· Konular
· Linkler
· Ogrenci Sorulari
· Yayınlar-CV

     ANKET
Sizce 20.Yüzyılda İktisadı ve Reel Politikaları En Çok Belirleyen İktisatçı Kimdir?

J.M. Keynes
M. Friedman
P.Samuelson
K. Arrow
R. Coase
J.M. Buchanan
J. Hicks
F. A. Hayek
R. E. Lucas
J.E. Stiglitz
J.A. Schumpeter
R. Barro



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 1413
Yorum: 0

     M. FRIEDMAN
M. FRIEDMAN
(31 Tem 1912-16 Kas. 2006)




Otobiyografisi

1976 Nobel İktisat Ödülü
Tebliği
(Inflation and Unemloyment)




Milton Friedman'ın 
Kendi Sesinden
"On Libertarianism"


M. Friedman (1972):
"Money and Economic
Development"


29 Ocak 2007
Milton Friedman Günü


M.Friedman (1953)
"The Methodology of
Positive Economics"



Friedman'la İlgili
Online Kaynaklar


Friedman "On Limited
Government" ve çeşitli
Video Konuşmaları


C.H. Brunie
"My Friend Milton Friedman"

Publications

Tributes

G.Becker
"On Milton Friedman Ideas"


B.Doherty
""The Life and Times of
Milton Friedman"


     Gazeteler


AKŞAM

HÜRRİYET

MİLLİYET

RADİKAL

SABAH

VATAN

     LISANS BITIRME TEZI
Benimle Tez
Hazırlayacak
Öğrencilerin
Dikkatine:

LISANS BITIRME
TEZI YAZIMINDA
ŞEKİL ŞARTLARI

     OGRENCILERLE SOYLESI


 Kitap-Aspd. Bolumu: Yeni Klasik Makroiktisat

Kitap ve Ansiklopedi"Yeni Klasik İktisat Okulu", Para ve Finans Ansiklopedisi, İstanbul, 1996, 3.Cilt,



YENİ KLASİK MAKRO İKTİSAT
            
           
Yeni-klasik Makroiktisat (YKM), 1960'ların sonlarında E.S.Phelps ve M.Friedman'ın standart Phillips-Lipsey yaklaşımına getirdikleri eleştirinin üzerine Lucas'ın katkılarıyla 1970'lerin sonlarında hızlı bir çıkış yaptı. Yeni-Klasik iktisat, Makroiktisatta Rasyonel Bekleyişler-Denge Yaklaşımı olarak bilinmektedir. Yeni-Klasik Makroiktisat analizinin en çarpıcı özelliği, son yirmi yıl içinde makroiktisatta yaratılan en büyük değişim olan Rasyonel Bekleyişler Hipotezidir. Ancak, Rasyonel Bekleyişler, Yeni Klasik İktisatı tanımlamakta gerekli ama yeterli şart değildir. YKM'ın temel ayırdedici özellikleri arasında Rasyonel Bekleyişler Hipotezi kadar, analizleri açısından olmazsa olmaz başka özellikleri vardır. Bunların başında, Makroiktisatta son yirmi yıl içinde ortaya çıkan en önemli çabalardan biri olan Makroiktisatı Mikro temeller üzerinde inşa etme çabası gelir. Bu çabada öncü rol Yeni-Klasik İktisatçılara aittir. Diğer ayırdedici özellikleri sıralarsak, ilki model kurmada bir genel denge yaklaşımının benimsenmiş olmasıdır. Bu denge yaklaşımı, arz ve talebin dengelenmesi için sürekli olarak ayarlanabilen esnek(flexsibl) fiyatları gerektirmektedir. Bu, aynı zamanda iktisadi ajanların veri bilgileri ve sınırlı kaynakları çerçevesinde dönemler arasında tutarlı ve başarılı optimizerler olduklarını ve sonuç olarak piyasaların daima açık olduğunu ifade etmektedir. İkinci önemli husus, Lucas'ın Rasyonel Bekleyişler Hipoteziyle Doğal İşsizlik Oranının birleştirerek oluşturduğu Toplam Arz Modeliyle ortaya çıkan Politika Etkinsizliği (Policy inefficiency) önerisidir. YKM'ı tanımlayan üçüncü önemli husus ise, iktisat politikalarının kurallarla yönlendirilmesinin iradi (discretionary) politikalardan üstün olduğudur.

YKM'ın en önemli temsilcileri, Chicago Üniversitesinden Robert Lucas, Stanford Üniversitesinden Thomas Sargent, Harward Üniversitesinden Robert Barro, Minnesota Üniversitesinden Edward Prescott; ve Neil Wallace'dir. YKM'ın diğer iktisadi düşünce okullarıyla ilişkisine gelince, öncelikle Monetarist ve Avusturya okullarıyla bağlantıları kurulabilmektedir. Politika önerilerindeki benzerliklerinden dolayı YKM'ı "Monetarist Mark II" olarak adlandıranlar (TOBİN, 1981 VE HAHN, 1981) olduğu gibi, Avusturya okuluna yakın olduklarını ve öncülerinin Ludwig Von Mises ve F.Von Hayek olduğunu belirtenler de vardır. (LAİDLER, 1982) Lucas, Sargent ve Wallace da Konjonktür Dalgalarının açıklanmasında Hayek'i entellektüel ataları olarak kabul ettiklerini belirtirken; bir yandan da Philips Eğrisi çerçevesinde dönen tartışmalarda Friedman' ın kendileri için çok önemli bir başlangıç zemini hazırladığını kabul etmektedirler. Ancak YKM, politika önerilerindeki benzerliklerine rağmen, Rasyonel Bekleyişler varsayımı ile Monetarizmden radikal olarak ayrılmaktadır. Bunun yanısıra Friedman'ın başlangıçta bireydan yola çıkmasına rağmen buna Makro kavramları da katarak eklektik bir analiz yapması da YKM tarafından eleştirilmektedir.

I. EMEK PİYASASI DENGESİ: LUCAS' IN ARZ FONKSİYONU
            
Friedman ve Phelps'in Philips Eğrisinin Standart Yorumuna getirdiği eleştiriler ve Beklentilerle Geliştirilmiş Philips Eğrisi Analizi, YKM için önemli bir başlangıç zemini sağlasa da Yeni-Klasik iktisatçılar tarafından eksik bir formülasyon olarak değerlendirilmektedir; Bu analizde Friedman, beklenmeyen bir enflasyon durumunda insanların enflasyon bekleyişlerinin yavaş ayarlanmasından dolayı kısa-dönemde enflasyon ve işsizlik arasında bir trade-off olacağını; fakat insanlar sürekli olarak yanılmayacaklarından uzun-dönemde böyle bir trade-off'un ortadan kalkacağını, dolayısıyla otoriteler işsizliği doğal oranın altında tutmaya çalışırlarsa bunu ancak halkın beklediği enflasyonu aşan bir fiili enflasyon yaratarak gerçekleştirebileceklerini belirtmektedir. Lucas bu analizi öncelikle adaptif bekleyişler açısından eleştirmektedir; adaptif bekleyişlere sahip işçiler, reel ücretlerinin bekledikleri gibi artmadığını görüp yavaşça emeklerini geri çekmeye başlasalar da, hiçbir zaman yeni fiili ücrete tam adapte olamadıklarından daima gecikmeyle hareket edecekler ve reel ücretlerinin normalden daha yüksek olduğu yanlış düşüncesini sürdürerek hiç bir zaman emek arzlarını başlangıçtaki seviyeye geri döndüremeyecek-lerdir. Lucas'a göre adaptif bekleyişler hipotezi bu yüzden doğal oran hipoteziyle uyuşmamaktadır.

Lucas ve Rapping'in geliştirdiği Rasyonel Bekleyişli Emek Piyasası Analizinde işçi ve üretici firmanın beklenmeyen enflasyona tepkilerinde farklılık yoktur: İşçi, beklediği ücretle cari ücret arasındaki farka göre emeğini arzederken, firma da beklediği fiyatla, cari fiyat arasındaki farka göre mal arzetmektedir. Her iki iktisadi ajan da beklenmedik bir enflasyon durumunda sinyal alma (signal extraction) sorunuyla karşı karşıya kalmaktadır. Diyelim ki işçiler, dönemler arasındaki (bugün ve gelecekteki) çalışma ve boş zamandan (leisure) bekledikleri getiriye göre faydalarını maksimize ederken, ücretlerinin aniden artması halinde bu değişiminin geçici mi yoksa sürekli mi olduğu konusunda kuşkuya düşerler. Eğer işçiler reel ücretin gelecekte "normal" seviyesine ineceğini bekliyorsa (yani değişimin geçici olduğunu düşünüyorlarsa) cari boş-zamanın fiyatı, gelecekteki boş-zamana göre yüksek olacağından, daha fazla emek arz etmeye gönüllü olacaklardır. Tersine eğer reel ücretin sürekli olarak artacağı bekleniyorsa, hem cari hem de gelecek boş zamanın fiyatı aynı olacağından, cari emek arzında bir değişiklik olmayacaktır. Sonuç olarak, cari ücretteki geçici bir artış işçilerin şimdi daha fazla çalışmalarına neden olurken, reel ücretteki sürekli bir  artış çalışmayı teşvik etmeyecektir. Emek arzı cari reel ücretle negatif olarak ilişkili olacaktır.

Firma açısından da durum benzerdir; ancak firma aniden artan fiyatlar karşısında bu değişimlerin ne kadarının kendi mallarına ait nispi fiyat değişimlerinden ne kadarının genel fiyat enflasyonundan ileri geldiğini de algılamakta zorlanacaktır. Eğer fiyatlar genel seviyesi nispeten istikrarlıysa o zaman fiyatlardaki hareketler, nispi fiyat değişmeleri olarak algılanacak, üreticinin ürün arzını arttırmasına yol açacaktır. Ancak üretimin nisbi fiyatlara tepkisi de, nispi fiyatlardaki değişimin geçici veya sürekli olup olmadığına bağlıdır. Lucas'a göre enflasyonun değişirliği ne kadar fazlaysa, doğru sinyal alma o kadar zor olacağından (fiyat değişimleri genel fiyat seviyesindeki değişimlere atfedileceğinden) nispi fiyatları doğru değerlendirmek  o kadar zorlaşmakta ve ajanların fiyat artışlarına tepkisi de o ölçüde azalmaktadır. Sonuç olarak, enflasyon ne kadar değişkense, Phillips Eğrisinin eğimi o kadar dik olacaktır; sınırda bu eğri dikey hale gelmektedir; yani enflasyon oranındaki değişmeler işsizliği etkilemez olmaktadır. Kısaca, rasyonel ajanların bekledikleri gelecek fiyatları ile cari fiyatlar eşit olduğu zaman üretim uzun-dönem seviyesinde olacaktır. Rasyonel Bekleyişlerle birleştirilmiş bu Arz Fonksiyonu Phillips Eğrisinin yeni bir formülasyonunu vermektedir.

            YtS = Yn +  a1 ( Pt - Et-1Pt) +Ut

Burada Yts, t dönemindeki reel üretimi; Yn , doğal işsizlik oranına karşılık gelen doğal (normal) üretim seviyesini; Pt, t dönemindeki fiyatlar seviyesini; Et-1, t-1 döneminde t dönemine ilişkin beklentileri; Ut ise, ortalaması sıfır olan serial olarak ilişkisiz tesadüfi bozuklukları ifade etmektedir.

II. KONJONKTÜR DALGALARI
            
Lucas'ın Arz Fonksiyonu, fiili Y'nin normal Y'den sapmasının ancak tesadüfen olabileceğini; geçmiş hatalarla ilgili bilginin gelecekteki hatalar üzerinde açıklayıcı bir gücü olmadığını (orthogonality özelliği) ve üretim/istihdam gibi iktisadi büyüklüklerin, normal (doğal) değerlerinden sapmalarının, birbirini izleyen dönemlerde ilişkisiz olduğunu belirtmektedir. Oysa gerçekte üretimde, istihdam ve pek çok iktisadi büyüklüklerde değişkenlerin normal değerlerinden sapmasının izleyen dönemlerde de devam ettiğine (yani serial korelasyon olduğuna) dair reel hayattan gözlenen deliller vardır. Bu durum, Yeni-Klasik teorisyenler için süreklilik problemini gündeme getirmektedir: İktisadi büyüklüklerin serial olarak ilişkili hareketleri nasıl açıklanabilecektir?

İktisadi büyüklüklerin kendi trend değerleri etrafındaki dalgalanmaları olan konjonktür dalgalarının nedenlerinin açıklanmasında ve modelleştirilmesinde,  Yeni-Klasik iktisatçılar arasında tam bir uzlaşma yoktur. Bazıları dalgalanmaların nedenini parasal yanlış yönetimde görürken,  bazıları da reel şoklarla açıklamaktadır. Ancak tüm Yeni-Klasik Konjonktür Dalgaları Modellerinin ortak yanı, onların dalgalanmaları rekabete dayalı denge olarak tanımlanmalıdır.

Konjonktür dalgalanmaları ile ilgili modellerde, başlangıçta parasal şokların vurgulanması yaygındı. Bunların başında Lucas'ın 1975' de geliştirdiği model vardır. Bunu Sargent-Wallace (1975) ve Blinder-Fischer (1981) izlemiştir. Bu modellerde, genel olarak sürekli etkiler, envanter ve sermaye stoklarını kendi denge değerlerine geri getirme maliyetlerini içeren ayarlanma maliyetleriyle açıklanmaktadır. Bu durumda toplam arz fonksiyonu yeni bir biçim almakta ve Lucas-Sargent-Wallace (LSW) Arz Fonksiyonu veya Sürpriz Arz Fonksiyonu olarak adlandırılmaktadır.

                               Yt= a (Pt- Et-1 Pt) + b Yt-1 +  Ut

veya

                               Yt - Yn,t= a (Pt-Et-1  Pt) + bi (Yt-i -Yn, t-1) + Ut

Buradan Yeni-Klasik Modelde, reel üretimin (veya işsizliğin) üretimin doğal (normal) seviyesinden sapmalarının ve fiyatların da beklenen fiyatlardan sapmalarının sonucu olarak kendi denge değerleri etrafında dalgalandığı ortaya çıkmaktadır.

Eğer cari bilginin tam olduğunu varsayarsak, yani Pt = Et-1 Pt ise o zaman üretim nominal değişkenlerden bağımsız olarak belirlenmekte; üretimdeki serial ilişkili hareketler (dalgalanmalar) sadece teknolojideki reel şoklar ve uyarlanma maliyetleri temelinde ortaya çıkmaktadır. Bu tip modeller (Reel Konjonktür Modelleri) 1980 sonrasında özellikle Kydland-Prescott (1982) Modelleriyle önem kazanmıştır. Bu model Lucas'ın modelinin bir versiyonudur. Lucas Modelinde parasal şoklarla açıklanan konjonktür dalgaları reel şoklarla açıklanmakta; belli bir malın üretiminin belli bir zaman süresi aldığı ve sermaye mallarının birkaç dönem için girdi gereksinimi olduğu belirtilerek üretimin teknik yapısına dikkat çekilmektedir.

Kydland-Prescott Modeli, diğer Reel Konjonktür Modellerine önemli bir çerçeve sağlamış; geliştirilen diğer modeller, bu modelin eksikliklerine yapılan katkılar ve değişikliklerden oluşmuştur. Bu modeller içinde en ilgi çekici olanları Hansen'in Bölünmez Emek Modeli, Long and Plosser (1983) 'in Heterojen Mallı Modelleri ve para ve üretim ilişkilerini reel modellere sokan King and Plosser (1984) Endojen Para Modelleridir.

III. İKTİSAT POLİTİKALARI
    
Politika Etkinsizliği

Yeni-Klasik iktisatın en temel önerisi, daha önceki bölümlerde anlattıklarımızın bir çıkarsaması olan Politika Etkinsizliği önerisidir: Bu, Friedman'ın para politikasının kısa dönemde reel üretimi (ve istihdamı) etkilese de, uzun dönemde böyle bir etkinin ortadan kalkacağı önerisinin, Yeni-Klasik iktisatta aldığı yeni şekildir.  Yeni-Klasikler, öngörülebilir bir para arzı artışının kısa dönemde bile reel üretimi sistematik olarak etkileyemeyeceğini, dolayısıyla politikanın etkisiz olacağını belirtmektedirler.

Politika Etkinsizliği önerisinin altında yatan iki temel destek, Lucas'ın Arz Fonksiyonu ile Rasyonel Bekleyişler Hipotezidir. Lucas'ın Arz Fonksiyonuna göre, üretimin doğal seviyesinden sapması ancak beklentisel hatalardan ortaya çıkabilir. Eğer insanların bekleyişleri rasyonelse, gelecek fiyatlarına ilişkin bekleyişlerini biçimlendirirken para otoritelerinin politika kurallarına ilişkin bilgilerini kullanacaklar ve otoritelerin seçtiği para stoku büyüme oranı ne olursa olsun, iktisadi ajanlar fiyatları tahminde hatalı şekilde aldanmayacaklardır. Para otoriteleri para stokunu ani ve rastlantısal şekilde değiştirerek toplumu şaşırtabilirler. Bu da beklentilerde bir değişim yaparak üretimi daha değişken hale getirebilir. Ancak otoriteler para arzına yapılan şokları tekrarlayarak üretim düzeyini sistematik olarak daha fazla etkileyemezler. Çünkü halk, ilk şokun ardından beklentilerini çok hızlı biçimde düzenlemektedir.

Politika etkinsizliği önerisi, Yeni-Klasik iktisatın temel prensiplerinden türetilmiş olmasına karşın, bu prensiplerin uygulamasının çok sınırlı ve deneme niteliğinde kaldığı pek çok Yeni-Klasik iktisatçı tarafından öne sürülmekte ve yeni geliştirilen modellerde öneri eleştirilip geliştirilmektedir. Örneğin Sargent ve Wallace (1986) modeli, hükümet politikalarının bireylerin seçimlerinde önemli rolü ve belirleyiciliği varken para ve maliye politikaları ilişkisini ihmal eden bir yaklaşımın yeterli olamayacağını, bu nedenle Yeni-Klasik prensiplerin bağımsız politika faaliyetlerinden çok koordine edilmiş dinamik politika statejilerine uygulanması gerektiğini öne sürmektedir. Bazı Yeni-Klasik iktisatçılar ise daha ileri giderek, politikaların halkla politik otoriteler arasında karşılıklı etkileşimle oluşan bir stratejiler bütünü olduğunu vurgulamakta ve oyun teorisini kullandıkları modeller geliştirmektedirler.

Bütün bu yeni geliştirilmiş modellerin varlığı, yine de Yeni-Klasik Modellerde, otoritelerin reel miktarları değiştirmekte ciddi sınırları olduğu tezini ve iradi politikalara karşı kuralların daha uygun olduğu görüşünü etkilenmemektedir.

Monetaristler, ekonominin durumu hakkında tam ve zamanında bilgi alma güçlüğü nedeniyle hükümetlerin politikalarını çabuk ve doğru biçimlendirememelerinden dolayı kuralları savunurken; Yeni-Klasikler sadece hükümetin etkinsizliği nedeniyle değil, özel sektörün doğru politikaları anlamada ve gerekli önlemleri alabilmekteki etkinliğinden dolayı kuralları savunmaktadırlar. Bu farklı yaklaşımın yanısıra Monetaristler ile Yeni-Klasikler ne tür bir kuralın daha iyi sonucu vereceği konusunda da tartışmaktadırlar. Friedman sabit bir kuralı benimserken; Yeni-Klasikler basit sabit bir kuralı desteklemekten çok ekonominin cari durumuna bağlı olarak önceden belirlenmiş para politikası aletlerini ayarlayan şarta bağlı (Contingent veya Feed back) kuralları savunmaktadırlar.

Politika etkinsizliği önerisi, Yeni-Keynesgil pek çok tartışma ve eleştirinin konusu olmuştur. Öncelikle, toplumun belli kesimlerinin (kamu otoritelerinin ve/veya bir grup özel kesimin) farklı bilgi setlerine sahip olmaları (yani asimetrik bilgi) durumunda; ikinci olarak da uzun dönemli ve şarta bağlı olmayan ücret ve fiyat sözleşmelerinin varlığı halinde (Phelps ve Taylor (1977) ve Fisher (1977) modelleri çerçevesinde) beklentiler rasyonel olsa bile, politikaların etkili olması kaçınılmaz hale gelmektedir.

        Optimal Politikaların (Planların) Zaman Tutarsızlığı
            
Yeni-Klasik Analizde, iktisat politikalarına oyun-teorik yaklaşımı ilk uygulayan model, Kydland ve Prescott'un (1977) iradi politikalara karşı kurallar konusu üzerine olan analizleridir. Onların tanımına göre iradi politikalar, politik otoritelerin amaçlarına en iyi şekilde ulaşmak için herdönem yeniden optimal olarak seçtikleri politikalardır. İktisadi ajanların, rasyonel bekleyişlere sahip olduğu dinamik bir ekonomik sistemde politika yapımcılarının gelecek bir dönem için (t + i dönemi) bugünden saptadığı optimal politikaların, iktisadi ajanların tercihleri değişmese bile, t+i dönemi geldiğinde artık optimal olmadığı görülebilmektedir. Bu, Kydland ve Prescott'un Optimal Planların Zaman tutarsızlığı (time inconsistency) dediği durumdur. Bu tutarsızlık, genellikle politika yapımcılarının performansı iyileştirmek için orijinal planlarını değiştirip yerine yeni bir planı ikame etmelerinden kaynaklanmaktadır. Esas olarak, politik otoritelerin aldatma yönünde bir eğilimleri vardır. Rasyonel Bekleyişleri olan iktisadi ajanlar da bu olguyu kullanabilirler. Politik otoriteler ya aldatmaya yol açmayan "kötü" politikaları ya da aldatmaya teşvik eden "iyi" politikaları seçeceklerdir. Buradaki güçlük, eğer hükümetler aldatırlarsa, gelecekte önemli güvenirlik ve politika etkinliği sorunlarının ortaya çıkması olacaktır. Tutarsızlığın ortadan kalkması ancak kuralların işletilmesiyle mümkün olabilecektir. Bu da otoritelerin kendi güçlerini anayasal sınırlarla sınırlamalarından geçmektedir.

Diğer bir oyun-teorik Model olan  Barro ve Gordon (1983) Modelinde kurallardan sapmanın çekiciliği (veya faydası) ile kuralı uygulamanın maliyetleri karşılaştırılmakta; kurallar konusundaki katı görüşler yumuşatılarak politikaların kurallarla iradi politikalar arasında optimumu gerçekleştirici biçimde oluşturulması araştırılmaktadır. Bu modeldeki ilginç bir husus da, otoritelerle halk arasında oynanan oyunda halkın ve otoritelerin davranışları hakkındaki farklı varsayımların çok farklı sonuçlar doğuracağı, yani birden çok dengenin olabileceğidir.

Hem Kydland-Prescott Modelinde, hem de Barro-Gordon Modelinde üzerinde ısrarla durulan iki anahtar kavram güvenilirlik ve itibar olmaktadır. Herşeyden önce hükümet politikaları mümkün olduğu kadar tahmin edilebilir olmalıdır; ikincisi güvenilir olmalıdır. Güvenilirlik eksikliği, iktisadi ajanları yanılgılardan kaçmak için kendilerini korumak amacıyla tutarlı politikalardan uzaklaşmaya yöneltmektedir. Güvenilirlik ve itibara ulaşabilmek için politika yapımcılarının kendi faaliyet özgürlüklerini sınırlamaları, adeta ilave bir politika aracı rolü oynamaktadır.

IV. SONUÇ

Yeni-Klasik Makroiktisatın 1970'lerin başından beri oluşturdukları ve bugüne kadar geliştirdikleri analizin makro iktisata iki önemli katkısı olmuştur: ilki, iktisatçılar tarafından Marjinalist ve Keynesgil devrim gibi kavramsal bir devrim sınıfına sokulan Rasyonel Bekleyişler Hipotezi; ikincisi ise ekonomide toplam (aggragate) davranışların, bireysel ajanların optimize edici faaliyetlerinden türetilmesi gerektiği, yani makro iktisatın mikrotemellerinin oluşturulması gerektiğinin gösterilmesidir. Bu iki husus da, Monetarist karşı-devrimi çok aşan iki husus olarak değerlendirilmektedir.

Günümüz iktisat tartışmalarında, bu iki kavramın Yeni-Klasik iktisata taban tabana zıt olan Yeni-Keynesgillerin çoğu tarafından da kullanıldığı; karşılıklı ciddi tartışmalarda başlangıçta olduğunun aksine artık Rasyonel Bekleyişler Hipotezine dönük eleştirilerin geri plana itildiği, hatta Yeni Keynesgil modellerde de rasyonel bekleyişler hipotezinin  iyi işleyen bir hipotez olarak kabul edilip kullanıldığı görülmektedir. Ancak bu iki kavramın benimsenmiş olması, hipoteze yöneltilen eleştirileri engellemediği gibi, hem teorik hem de ampirik düzeyde tartışmanın hala çok sert bir şekilde sürmesini de önleyememektedir. En temel tartışmanın Yeni-Klasik okulun "Denge" toplam Arz teorilerine karşı, Yeni-Keynesyenlerin "Dengesizlik" kavramı etrafında döndüğünü ve bunun da farklı iktisat politikası çıkarsamalarına yol açtığın söyleyebiliriz. Tartışmanın altındaki temel konu, Yeni-Klasik iktisatın en az Rasyonel Bekleyişler kadar olmazsa olmaz özelliği olan tüm piyasaların dengelendiği, dolayısıyla fiyatların arz ve talebi dengeleyici biçimde flexsibl olduğu hususudur.

KAYNAKÇA

BARRO, R.J. and R.GORDON (1983): "Rules, Discretion and Reputation in a Model of  Monetary Policy", Journal of Monetary Economics 12, 101-121

FISCHER, S.(1977): "Long-term Contracts, Rational Expectations and the Optimal Money   Supply Rule" Journal of Political Economy, 85(1), 191-205

FRİEDMAN, M.(1977):"Nobel Lecture: Inflation and Unemployment" Journal of Political     Economy, 85(3), 451-472

GORDON, R.J.(1993): Macroeconomics, NY: Harper Collins College Publishers, Sixt edition

HEAP, S.H.(1992):The New Keynesian Macro-economics Time, Belief and Social    Interdependence, Edward Elgar

HOOVER,K.(1991):The New Classical Macro-economics, Cambridge:Basil Blackwell

KYDLAND,F.E and PRESCOTT,E.C.(1977): "Rules Rather than Discretion:The Inconsistency  of Optimal Plans" Journal of Political Economy,   85(3), 473-491
                                                   
KYDLAND,F.E. and PRESCOTT, E.C. (1982): "Time to Build and Aggregate Fluctuations",  Econometrica, 50(6), 1345-1369

LUCAS, R. Jr.(1973):"Some International Evidence on Output-Inflation Trade Offs" American Economic Review, 63(3), 326-334

LUCAS, R. Jr.(1975):" An Equilibrium Model of the Business Cycle" Journal of Political   Economy,  83(6), 1113-1144

MANKIW, N. G.(1990):"A Quick Refresher Course in Macroeconomics", Journal of Economic Literature, 28, Dec, 1645-1660

McCALLUM,B.T.(1989):"New Classical Macro-economics: ASympathetic Account",   Scandinavian Journal of Economics, 91(2), 223-253

MINFORD, P. and PEEL, D (1986): Rational Expectations and the New Macroeconomics, Basıl Blackwell
PEEL, D.(1989):"New Classical Macro-economics", D.GREENAWAY (ed.): Current Issues in Macroeconomics, MacMillan

PEEL, D.(1990):''Rational Expectations and the New Macroeconomics'', J.R.SHACKLETON (ed.)
New Thinking in Economics, Edward Elgar, 10-26

PHELPS, E. S. (1990):Seven Schools of Macroeconomic Thought, Oxford:Clerendon Press

PHELPS, E.S.and TAYLOR, J (1977):"Stabilizing Powers of Monetary Policy Under Rational    Expectations" Journal of Political Economy, 85(1), Feb.

PLOSSER, C. I. (1989):"Understanding Real Business Cycles", Journal of Economic       Perspective, 3(3), Summer, 51-78

SARGENT, J. and WALLACE, N.(1986):"Some Unpleasent Monetarist Aritmetic", J.SARGENT  (1986): Rational Expectations an Inflation, N.Y: Harper and  Row

VISSER, H.(1993):"Rational Expectations, New Classical Macroeconomics and Alternative   Views" Modern Monetary Theory: A Critical Survey of Recent Development, Edward Elgar, 33-55

YAY, G. G.(1989):"Yeni-Klasik Makroiktisat Okulu",  İktisat Dergisi, Mart, Sayı:292, 31-45.





 
     İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Kitap ve Ansiklopedi
· Haber gönderen gulsunyay


En çok okunan haber: Kitap ve Ansiklopedi:
Yeni Klasik Makroiktisat


     Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.33
Toplam Oy: 12


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


     Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


İlgili Konular

Kitap ve Ansiklopedi

"Login" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun




Web site powered by PHP-Nuke

All logos and trademarks in this site are property of their respective owner. The comments are property of their posters, all the rest © 2005 by me.
You can syndicate our news using the file backend.php or ultramode.txt
PHP-Nuke Copyright © 2005 by Francisco Burzi. This is free software, and you may redistribute it under the GPL. PHP-Nuke comes with absolutely no warranty, for details, see the license.
Sayfa Üretimi: 0.02 Saniye